HİLYE-İ SEADET - 14

[Ya'nî Resûlullahın "sallallahü aleyhi ve sellem" görünüşü, tanınması]

14-
 
Üçüncü bir misâl olarak kısaca söyliyelim ki, hicretin beş veyâ altıncı senesinde, Benî Mustalak kabîlesinden alınan yüzlerce esîr arasında, Cüveyriyye "radıyallahü anhâ", kabîlenin reîsi Hârisin kızı idi. Bunu satın alıp âzâd ederek, kendilerine nikâh edince, Eshâb-ı kirâmın "aleyhimürrıdvân" hepsi, biz, Resûlullahın "sallallahü aleyhi ve sellem" âilesinin, annemizin akrâbasını câriye olarak, hizmetci olarak kullanmakdan hayâ ederiz dedi. Hepsi, esîrlerini âzâd etdi. Bu nikâh, yüzlerce esîrin âzâd olmasına sebeb oldu. Cüveyriyye "radıyallahü anhâ", bu hâli her zemân söyliyerek öğünürdü. Âişe "radıyallahü anhâ", ben Cüveyriyyeden "radıyallahü teâlâ anhâ" dahâ hayrlı, dahâ bereketli bir kadın görmedim, derdi.
 
Dördüncü misâl, Zeyneb-binti Huzeyme "radıyallahü anhâ"dır.
 
Aklı, iz'ânı ve insâfı olana, bu üç misâl, hakîkati anlatmağa elbette yetişir. Şunu da söyliyelim ki, her bakımdan, insanların en kuvvetlisi olduğu hâlde, yalnız hayâtda olan dokuz âilesi ile yaşamışdı. O da, birkaç sene idi. O zamânlar, zâten hep harblerle uğraşıyor, evinde kaldığı günler nâdir oluyordu. Papazların yazdığı ve ahlâksızların, kendileri gibi sanarak söyledikleri gibi olsaydı, dahâ gençliğinde, genç kızlarla evlenip, az zamân sonra boşayarak, istediği kadar değişdirebilirdi. Nitekim torunu Hasen "radıyallahü anh" alıp boşamak sûretiyle yüze yakın güzel kız ile evlenmiş ve babası imâm-ı Alî "radıyallahü anh", bir hutbesinde, (Ey müslümânlar! Oğlum Hasene kız vermeyiniz! O, kızları çabuk boşuyor, bırakıyor) buyurduğu, müslümânların da; (Kızlarımız ona fedâ olsun. Onun nikâhı ile şereflenmeleri onlara yetişir. Kızlarımızı ona vereceğiz) dedikleri meşhûrdur. Bedrde, Uhudda, Hendekde, Hayberde, Resûlullahın "sallallahü aleyhi ve sellem" bir işâreti ile üstün düşmana karşı hücûm ederek, Ona canlarını fedâ eden o arslanlar, kızlarını Ona vermezler mi idi? Fakat O, istemedi. Mi'râc gecesi, Cennete girdiği zemân, Cennet hûrîlerine, bir zerre dönüp bakmamışdı. İslâm düşmanlarından Voltairin, Resûlullahın, hazret-i Zeynebi nikâh etmesini tiyatro olarak yazarak, âdî, alçak iftirâlar etdiği ve bu yüzden, düşmanı olan papadan tebrîk mektûbu aldığı, (Kâmûs-ül a'lâm)da Zeyneb isminde yazılıdır. (Mevâhib-i ledünniyye) tercemesi, 459. cu sahîfede diyor ki, (Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem", halasının kızı Zeynebi, oğulluğu Zeyde nikâh etdi. Uzun zamân sonra, Zeyd "radıyallahü teâlâ anh" hâtunundan ayrılmak istediğini söyledi. (Niçin) buyurunca, hiçbir kötülüğünü görmedim. Hep iyilik gördüm. Fakat, nesebinin şerefi ile öğünüyor, başıma kakıyor dedi. Bunlara ehemmiyyet verme. Hâtununu bunun için boşama buyurdu ise de, Allahü teâlâ, Resûlünün buna mâni' olmasını men' eyledi. Zeyd de, Zeynebi boşadı. Allahü teâlâ, Resûlüne Zeynebi nikâh eyledi ve onu istemesini emr buyurdu). Dâvüd aleyhisselâmın yüz nikâhlısı ile üçyüz câriyesi vardı. Süleymân aleyhisselâmın üçyüz zevcesi ile yediyüz câriyesi vardı. Voltaire, bu Peygamberleri ağzına almıyor da, Resûlullahın, emr olunarak bir hâtun almasına saldırıyor.
 
-devamı var-
 
Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye