Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Düâ, ibâdet demekdir - 1

(Bezzâziyye)de ve (Hindiyye) beşinci cüz'de diyor ki, (Kalbim gâfil diyerek, düâyı terk etmemelidir. Kalbine geleni düâ etmek, ezberlediği düâyı okumakdan efdaldir. Yalnız, nemâzda okunacak düâları ezberlemelidir. Sünnet olan ibâdetleri yapmak, düâ etmekden efdaldir. Vâ'ız, imâm, cemâ'ate öğretmek için, mesnûn olan düâları, sesle okur. Cemâ'at de, sessiz tekrâr eder. Cemâ'at öğrenince, imâm da sessiz okumalıdır. Sesle okuması bid'at olur. Ramezânda ve başka zemânlarda cemâ'at ile hatm düâsı yapmak mekrûhdur. Fekat, böyle yapanları men' etmemelidir.)

Kâdî zâde, (Ferâid) kitâbında, (Esmâ'ül-hüsnâ)yı anlatırken diyor ki, düâ ibâdet demekdir. Bunun için nemâza düâ denilir. İslâmiyyetde düâ, Allahü teâlâya yalvararak murâdını istemekdir. Allahü teâlâ, düâ eden müslimânı çok sever. Düâ etmeyene gadab eder. Düâ mü'minin silâhıdır. Dînin temel direklerinden biridir. Yerleri, gökleri aydınlatan nûrdur. Düâ, gelmiş olan derdleri, belâları giderir. Gelmemiş olanların da gelmelerine mâni' olur. (Bana hâlis kalb ile düâ ediniz! Böyle düâları kabûl ederim) meâlindeki âyet-i kerîmeden anlaşılıyor ki, düâ etmek, nemâz, oruc gibi ibâdetdir. (Bana ibâdet yapmak istemiyenleri, zelîl ve hakîr yapar, Cehenneme atarım) meâlindeki âyet-i kerîme meşhûrdur. Allahü teâlâ, herşeyi sebeb ile yaratmakda, ni'metlerini sebeblerin arkasından göndermekdedir. Zararları, derdleri def' için ve fâideli şeyleri vermek için de, düâ etmeği sebeb yapmışdır. Peygamberler "aleyhimüssalevât", hep düâ etdiler. Ümmetlerine düâ etmelerini emr etdiler. Düâ etmenin de şartları vardır. Önce, günâhlarına pişmân olup, tevbe etmeli, istigfâr okumalı, sadaka vermeli, îmânını Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uygun olarak düzeltmeli, düânın kabûl olacağına inanmalı, güvenmeli, iki dizi üzerine kıbleye karşı oturup, önce hamd ve salevât okumalı. Düâyı üçden fazla söylemeli. Harâm şeyleri ve hâsıl olmuş şeyleri istememeli. Kabûl olmadı diyerek, ümmîdi kesmemeli, kabûl oluncaya kadar, uzun zemân tekrâr etmelidir. Harâm yimemeli, harâm içmemeli, harâm şeyleri söylememelidir. (Makâmât-ı mazheriyye)de, 98. ci sahîfede diyor ki, (Düânın kabûl olması için, ekl-i halâl ve sıdk-ı makâl ve ihlâs ile yapmak şartdır).

- devamı var -

Tam İlmihal Se'âdet-i Ebediyye

 

İSTATİSTİKLER

Bugün:842
Dün:845
Bu Ay:19,835
Toplam:13,931,996
Online Ziyaretçiler:1
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842