Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Bayram Günleri ve Geceleri

Bayram Günleri
Sesli cevabı dinlemek için DİNLE butonuna tıklayınız
Bayram günlerinde müslümânlar neler yapmalıdır?
Cenâb-ı Hakkın kullarına ihsânı. Bir emri yerine getirmenin akabinde, kullarının o sevinçlerini maddî şeylerle de değerlendirdikleri gibi, bunu kendi aralarında paylaşmaları gerekir. Bazı [maddî] şeyler vardır, paylaşıldıkça azalır. Zahîren öyle. Ama bazı şeyler vardır, meselâ sevgiyi paylaştıkça artar. Dertleri, kederleri paylaştığınız zamân da azalır. Ramazân-ı şerîfde bir sevincimiz var. Bunu paylaşmamız gerekir. Önce yakınlarımızla paylaşacağız. Birinci gün zaten ziyâretler yapmışızdır, telefon etmişizdir. Ulaşamadıysak ikinci gün de zorlayacağız. Ama uzaktaysak telefonla arayacağız. Bugün imkânlar biraz daha geniş. Anne baba eğer hayatta ise, onların rızâsını almak için elden gelen gayreti sarf etmeli. Uzaktalarsa, yanlarına gitme imkânı varsa, gitmek için gayret sarf etmeli. Gidilemiyorsa telefon etmeli, gönülleri alınmalı, duâları alınmalıdır. Yani ne yapıp yapıp bu işi tatlılığa bağlamalıdır. Sonra diğer yakınlar ziyâret edilmeli, gönülleri alınmalıdır. Vefât ettiler ise, kabirleri ziyâret edilir. Bir Fâtiha, onbir İhlâs okunur. Eğer gidilme imkânı söz konusu değil ise, bayramda çocuklar sevindirilir, bir Fâtiha, onbir İhlâs okunur veyâhud da yiyecek ikrâm edilir. Bunlardan hâsıl olan sevâb, yakınlardan vefât eden kimse onlara hediye edilir. Dolayısıyla sevâb gidince onlar da bu işten habedâr olurlar. Ne kadar çok sevâb giderse, onların da sevinçleri artar. Bayram sebebi ile din büyüklerinin kabirleri de ziyâret edilebilir. Çünkü onların manevî atmosferine girince onların kalblerindeki nûr, bizim kalbimize de intikal eder. Dolayısıyla bizde bir rahatlama meydana gelir, huzûr, sürûr gelir. Onlar da sevinir, biz de. Onları da ihmâl etmemelidir. Bayram günleri bir vesîledir. Küs olanlar, ne yapıp edip mutlaka barışmanın yollarını aramalıdır. Büyük ve küçük dememeli, yaşça küçük olsa da gidip helâlleşmeli, bayramlaşmalıdır. Kim önce giderse, kim önce davranırsa kazançlı olan o olur. Çünkü Peygamber efendimizin “aleyhissalâtü vesselâm” bir hadîs-i şerîfleri var. Üç güne kadar, buyruluyor. Yani üç güne kadar insan yapısı, psikolojisi itibâriyle dînimiz izin vermiştir. Üç günden sonra günâh olur, buyruluyor. Kim önce gider barışırsa, öbürüsünü geçmiş olur. Karşı taraf barışmazsa, günâh oraya âid olur. Bu vesîle ile küsler de barışmış olur, inşâallahü teâlâ...
Bayram günü çalışmak haram mıdır?
Sesli cevabı dinlemek için DİNLE butonuna tıklayınız
Bayram günü sabah namazını nereye kadar kılabiliriz?
İster Ramazân-ı şerîf bayramına, ister kurban bayramına denk gelsin sabah namazının vakti güneş doğana kadardır. Güneş doğar doğmaz sabah namazının vakti bitiyor. Arada 45-50 dakikalık bir mekrûh vakit var, o çıktıktan sonra bayram namazı kılınır.
Bayram namazına herhangi bir sebepten dolayı yetişemezsek, kaza etmek gerekir mi?
Bayram namazı ve Cuma namazı cemaatle kılınır ve vakitleri de sınırlıdır. Öğle vakti Cuma namazı, bayram namazı da Ramazan-ı şerif bayramı için 1 şevvâl, sabah, güneş doğduktan sonra, kuşluk vaktinde kılınır. Öğle vakti girince kılınmaz. Kurban bayramı da, Zilhiccenin 10. günü kuşluk vaktindedir. O zaman dilimi içerisinde cemaatle kılınır. Cuma namazı, bayram namazı kaza edilmiyor.
Bayramda ana babayı mutlaka ziyaret etmek gerekir mi?
Sesli cevabı dinlemek için DİNLE butonuna tıklayınız
Bayramlarda müstehab olan şeyler nelerdir?
Sesli cevabı dinlemek için DİNLE butonuna tıklayınız
Bayramlarda neler yapılmalı, kimler ziyâret edilmeli, bu ziyâretler nasıl olmalıdır?
Bugün kurban bayramının üçüncü günü olması sebebiyle, hâlâ daha kurban kesemeyen varsa güneş batana kadar kesebilir. (Şâfi'î mezhebinde, dördüncü günü de kesilebilir). Teşrîk tekbîrleri de devâm ediyor. Yarın [dördüncü günü] ikindi namâzı dâhil, farz namâzlardan sonra bir defa, (Allahü ekber, Allahü ekber. Lâ ilâhe illallah. Vallahü ekber, Allahü ekber ve lillahil-hamd) denir. Yirmiüç vakt devâm ediyor. Bu tekbîri söylemek de vâcibdir. Bayramda ziyâret etmemiz lâzım olan yerler var. Büyüklerimiz var. (Anne, baba, hayatta ise dede, nine...) Bunların yanı sıra âhirete intikâl etmiş olanlar da var. Dirileri ziyâret ettiğimiz gibi ölüleri de ziyâret etmemiz, kabirlerin başına gitmemiz, gidemezsek hiç olmazsa bir Fâtiha, üç İhlâs okumamız gerekir. [Tabiî kabrin başına gitmenin ayrı bir özelliği var]. Eğer kabrin başına gittiysek, bir Fâtiha, onbir İhlâs okuyarak onları da hâtırlamamız gerekir. Bulunduğumuz şehirdeki daha önceden vefât etmiş olan din büyüklerinin kabirleri de ziyâret edilmelidir. Ziyâret edene de, edilene de faydası vardır. Ziyâret edene ölümü hâtırlatır, edilen de okunanlardan haberdar olur. Kabir ziyâreti yapılamamış ise bugün de, yarın da gidilebilir. Hayatta olanlardan önce üzerimizde hakkı olanlara gitmeye, ulaşmaya çalışmalıdır. Bayramları vesîle ederek hâl-hâtır sormalı, gönül almalı, geldi gelmedi dememelidir. Kardeştir, amcadır, komşudur, bunlarla da küskünlük varsa barışmalı, ziyâretlerine gitmeli, duâlarını da almaya çalışmalıdır.
Bayramlarda ortam uygunsuzluğu olunca insanların beni kınamalarından korkuyorum, ne yapmalıyım?
Sesli cevabı dinlemek için DİNLE butonuna tıklayınız
Bazı müslümanlar noeli kutluyor imanları tehlikeye giriyor. Peki hıristiyanların müslüman bayramlarını kutlamasının onlara bir faydası olur mu?
İmâm-ı Rabbâni hazretleri bunu açık net bir şekilde bildiriyorlar. Îmânı tehlikeye sokar. Noeldir, nevrûzdur, mihricandır, bunlar câiz değildir. Hıristiyanlar, müslümânların dînî bayramlarını kutlamış olsalar onlar da bir değişiklik olmaz. Zaten kâfirdir. Bunu samimiyetle yaparsa, cenâb-ı Hak onun hâtırına ve hürmetine hidâyet kapılarını açar. Îmânı olmadığı müddetçe ona bir faydası olmaz.
Bugun bayramın 4. günü, bugün için yapılacak bir şey kaldı mı efendim?
Sesli cevabı dinlemek için DİNLE butonuna tıklayınız
Bugün bayramın dördüncü günü, bugün için yapılacak bir şey kaldı mı?
Kurban kesme işi dün bitti. Sadece teşrîk tekbîrlerini ikindi namâzının farzı kılındıktan sonra da söyleyeceğiz ve bitecek. Bugün de ikindi namâzı ile beraber yapılacak herhangi bir şey kalmamış oluyor.
Bugun kurban bayramının 1. günü, neler söylersiniz efendim?
Sesli cevabı dinlemek için DİNLE butonuna tıklayınız
Bugun kurban bayramının 2. günü, neler söylersiniz efendim?
Sesli cevabı dinlemek için DİNLE butonuna tıklayınız
Bugun kurban bayramının 3. günü, neler söylersiniz efendim?
Sesli cevabı dinlemek için DİNLE butonuna tıklayınız
Bugün kurban bayramının birinci günü olması sebebiyle kurbanla ilgili bilgiler verir misiniz?
Kurban bayramının birinci günü olması sebebiyle, dün Arefe idi, Arefe günü sabah namâzından itibâren başlayan teşrîk tekbîrleri var. Yirmiüç vakit devam ediyor. Dördüncü günü ikindi vaktine kadar devam ediyor. Senede bir defa geldiği için unutulabiliyor. Namâz, zekât, oruç nasıl bir ibâdetse, kurban da Rabbimizn bir ibâdetidir, malla yapılan bir ibâdetdir, bir fedakârlıktır. Kurban kesmek, İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfe “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerinin ictihâdına göre vâcibdir. Diğer üç mezhebde, vâcib makâmında müekked sünnetdir. Kur'ân-ı kerîmde açıkça, (Kurban kes!) emri var. Kurban kesmek vâcibdir, ama etini dağıtmak müstehabdır. Kurban kesmek, fakîr-fukarânın et ihtiyacını karşılamak için olan bir ibâdet değildir. Bu manâda kullanıp, kurban kesimini kaldırmak istiyorlar. Allahü teâlânın bu emrine şeytânlaşmış, mücessem nefs hâline gelmiş olan insanlar da buna karşı çıkıyor. Allahü teâlâ Muhammed aleyhisselâmın ümmetine kurban kesme ibâdetini emretmiştir ve kesilecek hayvanlar da hadîs-i şerîflerle açıklanmıştır. Bunlar koyun, keçi, sığır, deve. Bunun dışındaki hayvanlardan kurban olmaz. Koyun ve keçiyi bir kişi, sığır ve deve bir kişiden yedi kişiye kadar ortak olup kesilebilir. Kurban keserken de, çift sayıda kimseler birleşip de kurban kesmiş olsalar, herhangi bir mahzuru söz konusu olmaz. Kurban bayramı bir et bayramı değildir. Yani kesip de et dağıtmak bayramı değildir. O fakîr fukarâ sadece kurban bayramında yok ki. Senede iki defa hâtırlanmaz ki. Kesilen hayvanın eti, fakîr-fukarâya verilirse ihsân edilmiş olur. Fakîrlerle zenginler arasında muhabbetin gelmesine sebep olur. Birçok faydaları söz konusu olacaktır. Ama mutlak sûretle verecek diye bir emir yok. Zekâtda var. Sadaka-i fıtr vâcibse mutlaka verilecek. Kurban, nisâba mâlik isek mutlaka kesilecek. Ama eti mutlaka dağıtılacak diye bir emir söz konusu değildir. (Bu, fakîr ve fukarânın et ihtiyâcını gidermek olduğuna göre, et yemese de olur, parasını veriverelim) şeklinde düşünenler kendi, kafalarına göre söylüyorlar, kurban ibâdetini ortadan kaldırmak istiyorlar. Sokağın ortasında kesmek, hayvana eziyet etmek elbette ki uygun değildir. Zaten kitaplarda da böyle yapın denmiyor. Bu, insanlar dînini bilemedikleri ve bu konuda da bir gayrete girmedikleri için olur. Kurban bayramı demek, sadece kurban kesmekle meşgûl olmak demek değildir. Bu bayram da elbette sevinç günüdür. Eğer cenâb-ı Hak bir imkân verdiyse, bir kimse kurbanını kestiyse, Allahü teâlâya elbette şükredecektir. Kurban namazı diye bir namaz yok ama böyle bir ibâdet kendimize nasîb olduğu için, iki rek'at Allah rızâsı için namaz kılabiliriz. Bu kıldığımız namazı da meselâ, ilk kazaya kalan sabah namazının farzına ve yâ Rabbî! Bu verdiğin nî'mete şükür olarak... diye niyet ederek kılabiliriz. Bunun herhangi bir mahzuru yoktur.
Bugün kurban bayramının ikinci günü, neler söylersiniz efendim?
Bugün kurbanlar kesilmeye devâm ediyor, hatta üçüncü günü güneş batana kadar [şâfi'î mezhebinde dördüncü günü de] kesilebiliyor. Teşrîk tekbîrleri de, dördüncü günü ikindi namâzına kadar devâm ediyor. Bunu da unutmamak gerekiyor. İnsan tek başına namâz kılarken unutabiliyor. Ama cemâatle kılınsa, bir tanesi uyanık olur ve o hâtırlatıverir. Burada cemâatle namâz kılmanın önemi de çıkıyor. Kurban bayramının birinci, ikinci ve üçüncü günü, bu üç gün içerisinde kişinin elindeki kullanmadığı mallar, çeyizler varsa nisâba dâhil ediyor. Yalnız kurbanın vâcib olabilmesi için beş tane şart bildirilmiş; müslümân olacak, akıllı olacak, bülûğ çağında olacak, mukîm olacak ve kurban nisâbına mâlik olacak. Bunlardan birisi yoksa kurban kesmek vâcib olmaz. Kurban bayramının birinci ve ikinci günü seferî olup, üçüncü günü vatan-ı aslîsine dönenin kurban kesmesi lâzımdır. Birinci ve ikinci günü mukîm olup da, kurban kesmeyen bir kimse de üçüncü günü sefere çıksa kurban kesmek vâcib olmaz. Çünkü her ibâdet vaktin sonunda farz veya vâcib olur. Kurban da böyledir, buyuruluyor. Ama bu kimse üçüncü gün güneş batmadan seferdeyken geri gelmiş olsa, yine kesmesi vâcib olur. Meselâ namâz da her vaktin sonunda farz olur. Biz vaktin başında farz namazı kılınca, nâfile kılmış olmayız, farzı yerine getirmiş oluruz. Diyelim ki, daha öğle namâzını kılmadan İstanbuldan Boluya gitmemiz gerekti. Yola çıkmadan, evvel vaktinde kılsaydık mukîm olarak kılacaktık. Ama vaktin sonuna doğru yolda kılınca seferî olarak kılmış olduk. Dolayısıyla kurban bayramında da önemli olan kurban kesen kimsenin, kurban kesilirken mukîm veya seferî olmasıdır. Hayvan kesilirken mukîmsek, vacib sevâbı alırız, değilsek nâfile olur. Hayvanın seferî olma durumu söz konusu olmaz. Bir evde kim nisâba mâlikse, o kurban keser. Meselâ kendisi nisâba mâlik iken kesmeyip de, hanımın gönlü olsun, kırılmasın, bu sene de ona keselim diye, nisâba mâlik olmadığı hâlde hanımına kesecek olursa, kendisi günâha girer, borçlu kalmış olur. Onun için, evde bulunanların herbirinin zekâtta, sadaka-i fıtrda, kurbanda, hesâblarına ayrı ayrı bakılır. Bu iş nöbetleşe değildir, nisâba mâlik olup olmamaya bağlıdır.
Dini bayram gün ve gecelerinde cima yapmak haram mıdır?
Din kitaplarında ''beraat gecesi ve kurban bayramı gecesinde cima haram değil fakat uygun değil'' buyrulmuştur. Çünkü beraat gecesinde ; (Bu yıl içinde doğacak her çocuk, bu gece deftere geçirilir. Bu yıl içinde öleceklerin isimleri, bu gece özel deftere yazılır. Bu gece herkesin rızkı tertip olunur. Bu gece herkesin amelleri Allahü teâlâya arz olunur.) [Gunye] Bir senelik bir hayatın muhakemesi söz konusu, bundan dolayı uygun olmadığı bildiriliyor ama haramdır denmemiştir.
Kaza namazı borcu olan kimse bayram namazı kılabilir mi?
Cuma namazı farz, bayram namazı vâcibdir. Kazaya kalan namaz borcu olan kimseler için, farz ve vâcib olanlarda herhangi bir değişiklik olmuyor. Farzlar ve vâciblerin mutlaka yerine getirilmesi gerekir. Bayram namazı cemaatle kılınan bir namazdır. Yetişemeyen kimse için kazası olmaz.
Kurban bayramı yaklaşıyor. Kurban hakkında bilgi verir misiniz?
Sesli cevabı dinlemek için DİNLE butonuna tıklayınız
Kurban bayramında cuma namazı kılındıktan sonra teşrik tekbiri okunur mu?
Arefe günü sabah namazından başlıyacak, kurban bayramının dördüncü günü ikindi namazı dâhil, beş vakit namazın farzlarından sonra kadın erkek herkesin söylemesi vâcibdir. Cuma namazından sonra da söylenir, bayram namazından sonra söylemek müstehab, cenâze namazından sonra söylenmez.
Müslüman niçin bayram yapar?
Müslümân, Ramazân-ı şerîf ayı bittiği için veyâhud da oruçtan kurtulduğu için bayram yapmaz. Ramazân-ı şerîf ayı içersinde cenâb-ı Hak mü'minlere, kendisine îmân eden kullarına oruç tutmayı emir buyurmuştur. Böyle bir emri almakla şereflenen kulları, bu emri kazasız, belâsız yerine getirdikleri, bu emirle şereflendikleri, bu emri îfâ ettikleri için sevinmekteler. Sevincimiz bundan kaynaklanmaktadır. Yapmış olduğumuz ibâdetin de, cenâb-ı Hak indinde kabûl olma ihtimâlinin [tabiî, cenâb-ı Hakka hüsn-i zan etmek lâzım, öyle buyruluyor.] fazla oluşu bizi sevince gark etmektedir. Yeme-içme serbest olduğu için insan gayr-i ihtiyârî seviniyor. Ama, ben Ramazân-ı şerîfden kurtuldum diye sevinmiyor. Müslümânın öyle düşünmesi mümkün değildir. Bayramlar insanların sevinç zamânlarıdır. Zaten müslümânların iki ana bayramı var: Bu, Ramazân bayramı ve kurban bayramıdır. Elbette ki bu günlerde sevinçli, neşeli olacak. Bayramların sürûr günleri olduğunu Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” da bildiriyorlar. Bayram günü, sabah namâzına câmi'ye erkenden mü'minler giderken, [Allahü teâlâ zaten kullarının o şekilde ibâdete gittiklerini biliyor.] Allahü teâlâ meleklere sorarmış: (Vazîfesini îfâ eden, işini tamam edenin karşılığı ne olur?) Melekler derler ki, Yâ Rabbî, ona ücret vermek. O zamân Allahü teâlâ buyururmuş ki, (Sizler şâhid olun, Ben de, habîbimin ümmeti bu ayda oruç tuttu, onların oruçlarını kabûl ettim ve onları Ben magfiret ettim). Aslında bir kimsenin sıhhati yerinde ise, o kimse için bayramdır. Şu anda bayramın birinci günündeyiz, ama hasta olan veyâhud da sekerât-ül-mevt hâlinde bulunanlar var. Bir uzvunu kaybetmiş olup da, onun ızdırâbını çekenler var. Dolayısıyla sağlıklı olmak bir kimse için bayramdır. Cenâb-ı Hak dünyâda herkesi bir şekilde imtihân ediyor. Elbette ki, sıkıntımız, hastalığımız, derdimiz olacak. İşte İslâm âlimleri buyuruyorlar ki, bir kimse sağlıklı ise o, onun için bayramdır. Sonra, sevdikleri kimse ile berâberse o kimse için bayramdır. Gün gelecek onları kaybedecek. Demek ki, bayram belli şeylerle sınırlı değildir. Bir kimsenin itikâdı düzgün ise, beş vakit namâzını kılabiliyorsa, orucunu tutabiliyorsa, harâmlardan sakınabiliyorsa, bu kimse için bu bayramdır. Doğru itikâda, doğru bilgilere sâhib olmak, doğru itikâda sâhib olan kimselerle berâber olmak, onları sevebilmek nimetdir, bayramdır. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâpları devâmlı sûretle okunursa, insanın hâtırına bunlar gelir. Allahü teâlânın verdiği nimetlere şükr etmeli. Cenâb-ı Hak bayramımızı hayrlı ve mubârek eylesin. Cenâb-ı Hak, nice nice bayramlara kavuşmamızı nasîb etsin. Ama bir tek şartla: Kadir ve kıymet bilerek, elimizdeki imkânların da kıymetini anlayarak idrâk etmemizi nasîb ve müyesser eylesin, inşâallahü teâla...
Teşrik tekbirinden sonra Allahümme entesselam denir mi?
Okunur.
Teşrik tekbirlerini câmi'den çıkdıktan veya konuştuktan sonra okumak lâzım mı?
Bugün teşrîk tekbîrleri başladı. Bayramın dördüncü günü ikindi namazı dâhil, bu yirmiüç vaktin farzı kılındıktan sonra, (Allahümme entesselâm ......) demeden önce, bir defa teşrîk tekbîri söylemek vâcibdir. Câmi’den çıkdıktan veya konuşdukdan sonra okumak lâzım değildir.
Teşrik tekbirlerini camiden çıktıktan veya konuştuktan sonra okumak lazım mı?
Sesli cevabı dinlemek için DİNLE butonuna tıklayınız
Teşrik tekbirlerini sadece kurban kesenler mi okur?
Her müslüman, kurban kessin kesmesin, farz namaz biter bitmez, teşrîk tekbîrini söyler.
Teşrîk tekbîrlerini, kurban kesen, kesmeyen herkes söyleyecek mi?
Bülûğa ermiş ve namâz kılmakla mükellef olan kadın-erkek herkes, Arefe günü sabah namâzından başlayacak, kurban bayramının dördüncü günü ikindi namâzı dâhil, farz namâzlardan [vaktin farzından] sonra, (Allahümme entesselâm ......)dan önce, teşrîk tekbîri okunur.
Teşrîk tekbîrlerinin okunduğu zamân diliminde kazaya kalan namâzlarımızı kaza ederken, teşrîk tekbîrlerini de okuyacak mıyız?
Teşrîk tekbîri okunacak zamân dilimi sadece, Zilhicce ayının dokuzuncu günü sabah namâzından başlıyor kurban bayramının dördüncü günü ikindi vaktine kadardır. Buralarda kazaya kalan bir namâz, bu vakitler içerisinde kaza ediliyorsa, teşrîk tekbîri okunuyor. Ama kurban bayramının dördüncü gününden sonra kaza edilecek olursa, hâlâ Zilhicce ayında olmasına rağmen teşrîk tekbîri okunmuyor.
Yarın Bayram
Sesli cevabı dinlemek için DİNLE butonuna tıklayınız
Yarın teşrîk tekbîrleri başlıyor. Neler söylersiniz?
Arefe günü sabah namâzından itibâren teşrîk tekbîrleri başlıyor. Meselâ sabah namâzının farzını kılıyoruz, selâm veriyoruz, (Allahümme entesselâm ......) demeden önce, (Allahü ekber, Allahü ekber. Lâ ilâhe illallah. Vallahü ekber, Allahü ekber ve lillahil-hamd) bir defa demek, kadın-erkek, namâz kılan, mükellef olan her müslümâna vâcibdir. Önceki senelerde kazaya kalan namâzları, bugünlerde kaza ederken, teşrîk tekbîri okumuyoruz.
 
 
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:195
Dün:262
Bu Ay:5,656
Toplam:14,170,863
Online Ziyaretçiler:2
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842